56. Sayfa 5. Cümle

K.ArdaKos tarafından 10 Ağustos 2011 tarihinde yazılmıştır.
8 Yorum

Bu hafta Ulusal Kitap Haftası! Facebook’ta bununla ilgili çok eğlenceli bir oyun başlamış.

Oyunun kuralı; En yakınındaki kitabı al, 56. sayfaya git ve 5. cümleyi statüne yaz. Kitabın ismini verme! Bu kuralları da statüne kopyala.

Diğer oyunlarda şöyle;

- En sevdiğin kitap veya yazar ismini veya her ikisini birden #ulusalkitaphaftasi etiketi ile Twitter üzerinden paylaş.

- Beğendiğin bir kitap kapağını Facebook veya Twitter üzerinde profil fotoğrafı yap.

- Bu hafta hayatında senin için en değerli olduğunu düşündüğün dostuna beğendiğin bir kitabı hediye et.

Hadi oynayalım!

Benim en yakınımdaki kitabın 56. sayfasındaki 5. cümlesi : İnanmadan benimsediğimiz şeyleri yapıyoruz – evet, aşağı yukarı hepsi bu…

Oyuna bayıldım! Senin en yakınındaki kitabın 56. sayfa 5. cümlesini de merak ettim. Bu yazının altına, yorum olarak da yazar mısın?

Sadece Bir Video; “İşe Ruhunu Kat!”

K.ArdaKos tarafından 9 Ağustos 2011 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

 

Yatarken Ne Giyersin? >> Sadece Chanel No: 5

K.ArdaKos tarafından 4 Ağustos 2011 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Tüm kadınların çok çeşitli kişiliklerinin fotoğraf makinesiyle tespit edilişinde dahi belirlenemeyen; bu kadar entellektüel, aynı zamanda edebi ve her an Riviera’da yakısıklı bir fransız film yıldızıyla gülüşebilecek kadar sıcak…

Ve en seksi pozlarını dönüp deklanşöre bile bakmadan verebilen, ikizler  burcunun en sevdigim ve en seksi bulduğum kadını; Norma Jeane Mortenson >> Marilyn Monroe

Sen kimseye kulak asmadan, rüzgara karşı uçabiliyor musun ona bak.

K.ArdaKos tarafından 22 Temmuz 2011 tarihinde yazılmıştır.
2 Yorum

Yerine kimseleri koyamayacağını sanıp, belki de aldandığın kişiler olacak hayatında. Ve sen uslanmadan acı çekmeye devam edeceksin… İşte o zaman anlayacaksın yaşadığın şeyin aşk olduğunu.

Sahiplenmeden seveceksin… Unutma ki, sen bile sana ait değilsin. Bakmayacaksın da öyle rengine, cinsine… Gözleri mesela… Yetecek onu deli gibi sevmene…

Yolda yürürken kızmayacaksın mesela ona baktıklarında… Hem zaten dert de etme… Bulduğu müddetçe o sende aradığını, devam da edecek yanında kalmaya… Merak edeceksin ama vermeyeceksin kendini ele… En çok da kendine.

Hatırla bak… ‘İyi ki nefes alıyorum’ dediğin zamanlar, sevildiğini bildiğin o anlardan ibaret. ‘Zaman dursa şu an’ dediğin anlar da hep tekrar özlem duyma korkusundan.

En güzel anında bile terk etse seni, karışmayacak kafan çok fazla. Çabuk toparlanacaksın. Olmuyorsa da… Acı çekmenin bile derinlerde bir yerde sana haz verdiğini kabul edeceksin. Onu yaşamayı bilecek; yaşarken yazacak çizeceksin belki de…

Kötü bitiyorsa bir gece, ertesi sabah uyanmak için bir nedenin olacak… Bulamıyorsan da, zorlamayacaksın daha fazla. Son demeyeceksin belki ama bitmesinin yeni bir kapı açacağını hatırlayacaksın. Var herkesin bir alıcısı da, sen ne satıyorsun ona karar ver.

Aşağılanma pahasına, bileceksin eskileri yok etmeyi. Ancak denk gelir de bir gün… Mutluluğu, senin mutluluğundan daha önemli olacak kişiyi bulacak olursan… Kaçırma sakın. O’dur işte senin hayat arkadaşın. Devamını Oku

O dedigim filmlerde oluyormuş…

K.ArdaKos tarafından 20 Temmuz 2011 tarihinde yazılmıştır.
1 Yorum

Tanrının; oturup çayımı içerken birden gökyüzünden kucağıma düşürttüğü, eve götürüp kürdanla ıslatılmış ekmek içi yedirmeye çalışırken, birden galeyana gelip buzdolabının altına kaçan, oklava ile buzdolabının altından çıkarttığım bacakları kırık serçe yavrusu için daha büyük planları var sanmıştım.

Ama, bir gün bile geçmeden, avcumun içinde, güneş doğarken öldü.

Düşündüm ki, belki üstüne ağlarsam, birden canlanıp uçmaya başlar falan. Ben de üstüne ağladım. Ama yine anladım ki, o dediğim filmlerde oluyormuş. Öldü.

Tek yapabildiğim, ölmeden önce onu balkona çıkartıp, arkadaşlarının duymasını sağlamaktı.

Sonra da arka bahçeye gömdüm.

Bu çalıyordu.

YouTube Preview Image

Not: Bu aralar çok sık blog yazısı yazamadığım için, takiplediğim bloglardan beğendiklerimi paylaşayım dedim. Tabii ki alıntı şartlarıyla :)

Ekmek Makinem ve Ben

K.ArdaKos tarafından 17 Temmuz 2011 tarihinde yazılmıştır.
3 Yorum

Bu aralar, BlogAjans‘ın blogu dahil tüm bloglarımda kısa kısa yazılar paylaşıyorum. Genellikle güncel, ama içten yazılar olsun istiyorum çünkü.

Hatta sırf bu niyetle blogumu Tumblr’a taşımayı bile düşündüm. (Nasıl yapılacağını bilemediğimden kaldı ama) Neyse, bugün de kısa bir durum güncellemesi paylaşayım dedim, daha fazla uzatmadan bu yazıyı noktalıyacağım o yüzden.

Bu akşam Forum Bornova’ya ve İkea’ya gittim. Gezerken, görünce dayanamayıp bir ekmek yapma makinesi aldım. Aldım almasına da, eve gelince farkettim ki içinde olması gereken kullanım kılavuzu ve tariflere ilişkin kitapçık yoktu. Tabii haliyle Google’da aldım nefesi…

Kullanım kılavuzunu bulduktan sonrada ilk yaptığım arama “devletşah ekmek tarifi” :)) Fazla basite kaçtım biliyorum. Ama bir tarif arıyorsam eğer ilk baktığım yer Devletşah‘ın o nefis tariflerinin yer aldığı blogu.

Sonra Bir Tutam Sevgi bloguna bakıyorum. Neyse ki kullanımını öğrendikten sonra güzel bir ekmek tarifini bulabildim.

Sabırsızlıkla ilk ekmeğimi yapmak üzere kolları sıvadım. Şuan saat 01:20, henüz 1 saat 10 dakika oldu. Toplamda 3 saati alan ekmek yapımı için, makinenin ekmeğimi bitirmesini bekliyorum.

Ardından, gecenin muhtelif saatlerinde (pardon sabahın) güzel bir kahvaltı beni bekliyor :)

O saatte kahvaltı yaptıktan sonra da sanırım uyku tutmaz, bu sefer dönüp bir blog yazısı daha paylaşabilirim. Sabah erken saatte Gümüldür’e gitmek üzere yola çıkacağım.

Farkettim de, bu aralar hayat ne kadar da güzel olmaya başladı. Sıcak ekmekler, sevdiğim insanların bu saatte (az önce) milkshake yapıp getirmeleri… Güzel kahvaltı, sadece online olmamı gerektiren rahat iş, sabah yola çıkacağım bir tatil yeri… Sanırım bu günleri uzun zamandır bekliyordum. Darısı başınıza ;)

Kahvaltıya beklerim :)

Üniversite Sınavı mı? Hangi Üniversite?

K.ArdaKos tarafından 13 Temmuz 2011 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Üniversite sınavına girmiş ve tercih yapma hakkını kazanmış bir öğrencinin tercih listesini en etkili şekilde oluşturan ve aynı anda binlerce üniversite adayı ile birlikte tercih provası yapılmasını sağlayan, üniversiteler ve bölümleriyle ilgili en net bilgilerin bulunduğu dev bir rehber sitenin varlığından yeni haberim oldu. ismi Hangi Üniversite :)

İstatistik biliminin kuralları ile yapılan değerlendirme sonuçlarına göre, adaylar tercihlerini yeniden gözden geçirebiliyor. Böylece daha gerçekçi tercihlerle, punanını en iyi şekilde değerlendiriyor. Sonuç olarak aday, belki bir senesini kaybetmekden kurtuluyor belki de hedefini yükselterek daha iyi bir üniversiteye kayıt olma şansı yakalıyor.

Adaylar, tercih provası özelliğinden yararlanabilir, ayrıca kesin tercih listesi hazırlamadan önce kazanma olasılığını binlerce adayın puanlarıyla karşılaştırma imkanını bulabilir.

Tercih Provası

Üniversitelerin kontenjan açıkları ve ek listelerini herkesten önce öğrenme şansı da var tabii. Sonuç olarak, üniversite sınavına girdim/gireceğim diyorsanız, buyrun sizi şöyle alayım. Bu siteyi mutlaka inceleyin. Yok benim işim olmaz diyorsanız sizi de şöyle alayım, blogumu incelemeye devam edebilirsiniz.

 

Şu Sıralar…

K.ArdaKos tarafından 10 Temmuz 2011 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Şu sıralar kafamda sadece evimi yerleştirmek, bloglarıma yazmak, BlogAjans’ ile ilgilenmek, iş sözleşmesi yaptığım yeni bir affiliate platformuna kanalize olmaya çalışmak, Xnetwork’ü takiplemek konuları dönüyor. Hiç hoş bir kombinasyon değil. Yoruluyorum. En iyisi Pazartesi gününe kadar kendime izin vermek diye düşünmeye başladım. Şunun şurasında bir gün kaldı ama olsun. Bu yazının ana fikri nedir diye de sormuyorum…

Neyse, şimdi bunu dinleyebilirsiniz.  http://fizy.com/#s/1lv6bc

61 numaralı evin önündeki ‘Ben’

K.ArdaKos tarafından 26 Haziran 2011 tarihinde yazılmıştır.
4 Yorum

Kayısı

Yazın bu zamana kadar ki en sıcak günü yavaş yavaş sona ererken, oturduğum civarın kutu kutu evlerinin üstüne uykulu bir sessizlik çökmüş. Dışarıdaki tek kişi, bu iki katlı 61 numaralı evin önündeki ‘Ben’ :) Herkes en ufak meltemi davet edercesine pencereleri ardına kadar açmış… İyi ki, bu sabah özenle topladığım ve ardından buzdolabında sakladığım kayısılar varmış :) Neyse, yedim bitti :) Şimdi iyi geceler!

Not: MikroBlog dediğin böyle olur, yaz geç arkadaş… Seviyorum bu yazıyı okuyanları :)

İyiki böyle bir babasın!

K.ArdaKos tarafından 19 Haziran 2011 tarihinde yazılmıştır.
15 Yorum

Öncelikle belirtmeliyim ki, benim bu kadar içtenlikle yazdığım ender yazılardan birisi olacak bu yazı…
2011 Haziran ayının 18′ini, 19′una bağlayan gece. Benim kağıt ve kalem kullanarak yazdığım ilk blog yazısı sanırım bu.

Şimdi herşey güzel!

Bir çocuk var, bir de babası… Geçmişte yaşadıkları acılar olan, toplum tarafından çokta sıradan sayılmayacak tipler. Buraya kadar ters giden bir şey yok. Her zaman aileler vardır, babalar ve çocukları…

İnsan hayatı ne acayip şey, anlamsız bir mucize!

Herşeyden önce şunu söylemeliyim, babam hayatım boyunca tanıdığım en güçlü karakterlerden birisi oldu. O benim için otorite demekti. Onu çoğu zaman anlamazdım, bazen sevmezdim, bazen nefret ederdim… Onu üzdüğüm için kendimide çok üzdüğümü bilirim.

Ben babamla, gerçek anlamda 4,5 yaşımdayken tanıştım. Çünkü işi asker olmaktı. Görevi gereği hayatımın ilk 4,5 yılı baba rol modelliğini yapamadı. Sonrası kocaman bir karmaşa zaten. Biz hiç anlaşamadık. Çünkü, her zaman benimle arasına mesafe koymuştu. Diğer iki kardeşim bana istinaden babamla daha sıcak ilişkiler kuruyorken, ben hep izleyen oldum. Devamını Oku

Turkcell’in Gelecekteki Rakibi Facebook mu?

K.ArdaKos tarafından 18 Haziran 2011 tarihinde yazılmıştır.
2 Yorum

Yeni Medya’nın hızlı gelişen rekabet arenasında bugünün dost-düşman tablosuna bakıp yarını kestirmek güç!

Bilgi, iletişim ve medya sektörleri arasındaki teknolojik yakınsama (convergence) ve bunun ortaya çıkarttığı yeni iş alanları sayesinde bir kaç sene önce birbirinin kuyusunu kazan şirketleri bugün can ciğer kuzu sarması görebilmek mümkün.  Mesela Nokia ile Microsoft un mobil alandaki işbirliği :)

Ya da yıllar boyu ‘ayrı dünyalarda yaşadıklarını’ düşünen şirketlerin yolları birden kesişiyor ve bir anda kendilerini boğaz boğaza rekabet halinde bulabiliyorlar. Örnek mi? 2000li yılların internet dünyasının üç yıldızından ikisi olan Google ve Facebook.  Bir internet arama motoru firmasıyla bir sosyal medya platformunun yollarının kesişebileceğini, bu firmaların kendileri bile uzun zaman pek akıllarına getirmeden ayrı ayrı ve mutlu mesut bir hayat sürdüler. Ancak yakınsamanın ortaya çıkarttığı yeni bir kavram, internetin bu iki devini karşı karşıya getirdi. Önümüzdeki dönemde kıyasıya rekabetin olacağı bu yeni sahnenin adı da, SOSYAL ARAMA!

Sosyal arama kavramını basit bir örnekle anlatacak olursak, diyelim Adana’ya seyahate gittiniz ve kentin farklı bir lezzet durağını keşfetmek istiyorsunuz. Bunun için Google’dan ‘en lezzetli adana kebap nerede?’ şeklinde bir soruyla arama yapsanız bile Google’ın önünüze getireceği, kendi arama motorunun mantıksal ve sizin damak zevkinizden habersiz sıralanan bir listedir. Bundan tatmin olmadığınız zaman genellikle yaptığınız Adana’yı bilen bir-iki arkadaşınızı arayıp önerilerini almaktır. Arkadaşlarınız sizi iyi tanıyor ve damak tadınızı biliyorsa, önerilerini de ona göre yapacaktır. Tabii böyle bir arkadaşı bulmak her zaman mümkün olmayabilir. Devamını Oku

Seçim Sonrası 2011 Öngörüleri

K.ArdaKos tarafından 12 Haziran 2011 tarihinde yazılmıştır.
2 Yorum

İngilitere’de iş partisi gibi bir partinin seçmenleri bile muhafazakar iken, yani Dünya geneli muhafazakar iken, 2011 seçimlerinde de AK Partinin kazanacağı belliydi.

Ancak, bu seçimden sonra neler olacak, nerelere zam gelecek, piyasalar nasıl etkilenecek? Şuan için en önemli öngörü konuları bence bunlar…

O yüzden bende öngörülerimi yazayım dedim. Bence bugün olan 2011 seçimlerinden sonra, Devamını Oku

Telif Hakları Saklıdır 2010-2011 ©
KadirArdaKos | Sitemap | Affiliate Marketing | Tema: Beyazıt Kölemen